Murat Çizakça’dan islami kapitalizm girizgahı

Devlet-islam ve girişimcilik arasındaki ilişki bağlamında muhafazakar sermayenin büyümesini nasıl açıklıyorsunuz?
Peygamber ve Dört Halife döneminde geçerli olan bir İslami kapitalizm var. Fiyatlara ve kara müdahale edilmiyor. Mülkiyet hakları gayet sağlam korunuyor. Günümüzde bu sisteme bir geri dönüş olduğunu söylemek mümkün. Muhafazakar şirketlerin Türkiye’de bu kadar güçlü bir şekilde ortaya çıkışı, onun bir parçası. Modern İslam kapitalizmini iki ülkede görüyoruz. Malezya ve Türkiye. Tabii Körfez bölgesini de sayabiliriz. Ama orada olan şey o kadar ilginç değil. Çünkü petrol kaynaklarını işlemek o kadar da zor değil. Malezya ile Türkiye’nin yaptığı daha zor. Malezya İslami finans konusunda çok ileri gitti. Türkiye ise sanayide çok başarılı oldu. Anadolu Kaplanları denen grup aslında İslam kapitalizminin ayağını oluşturuyor ki dünyada yeganedir.
Türkiye’de AKP döneminde devlet ile girişimciler arasında nasıl bir ilişki var sizce?
Özal’a kadar klasik Osmanlı sistemi ile kuzeydeki sosyalizmin etkisi ile gayet devletçi bir ekonomi vardı. Özal’ın getirdiği liberalleşme ile birlikte bütün girişimcilerin önündeki engeller kalktı ve hemen büyük şirketler kurulmaya, sermaye birikimi olmaya başladı, ihracat hızla arttı. Bu aşamada bütün girişimci grupları yükseldi. Ama iktisadi zihniyet olarak muhafazakar girişimci sınıf, klasik İslami kapitalizmine döndü. Bu kapitalizmin gayet sağlam prensipleri var. Osmanlı bundan kaymıştı, ama şimdi bu sınıf orijinine dönüyor. Prensipleri Kuran’da ve hadislerde olduğu için ona dönmek çok kolay oldu ve ona döndüler. Dindar kesim girişimcilikte aslına döndü ve böylece büyük bir başarı elde ettiler.
Peki bu öze dönerken İslamın ilkelerini yeniden yorumladılar mı?
Hayır, sadece o özü kullandılar. Bazı yorumcular bu sınıfın Protestanlaştığını iddia ediyorlar. Ama bence bu tamamen zırvadır. Protestanlığın doğuşu 16. yüzyıla dayanır ve Hıristiyan kapitalizminin bir çeşididir. Benim bahsettiğim klasik İslami kapitalizm 7. yüzyıldadır. Arasında yüzyıllar var. Bu yüzden Müslümanların kökeni daha eskiye dayanan ve sağlam prensipleri olan kendi sistemlerini terk edip Protestan olmalarını iddia etmek cahilliktir. İslami girişimcilerin İslamın ekonomik ilkelerine içtihat getirmeleri gerekmiyordu ki. Klasik İslami kapitalizm tamamen rekabetçi sisteme referans yapan bir sistem. 2010 yılında siz bu ilkelerle şirketinizi kurup geliştirebilirsiniz.
Faiz konusunda da hiç yeni yorum yapılmadı mı?
Faiz kullanmadan da sermaye birikimi yapmanız mümkün. Ama dindar kesimin faiz yasağına ne kadar riayet ettikleri şüpheli.
Siz hızla gelişen İslam ülkesi Malezya’yı da yakından tanıyorsunuz? Türkiye ve Malezya’yı nasıl karşılaştırabilirsiniz?
Malezya İslami finans konularında yoğunlaşmış durumda. Dünyada İslami finans alanında lider olmak istiyorlar. Körfez ile o konuda rekabet içerisindeler. Kıyasıya bir rekabet var. Bizde sanayi güçlü ve onlardan bu yönümüzle daha sağlıklı bir yapı sunuyoruz. İkinci farklılık Türkiye’de laik bir devlet var. Bu konuda en ufak bir taviz vermeye niyeti yok devletin. Orada daha karmaşık bir durum var bu konuda. Nüfusun yarısını oluşturan Müslümanlar orada her şeye hakim olmak istiyorlar. O yüzden İslamiyeti devlet politikası haline getirmeye çalışıyorlar. Teoride laikler ama uygulamada değiller. Mesele şeriat mahkemeleri var orada. Bunun yanında ülkede gayet radikal İslami partiler var. Orada esas serveti yapan Hıristiyan Çinliler orada bu partiler vasıtasıyla İslam’ın radikalleşmesinden hiç memnun değiller. Tehlikeli bir gidiş var Malezya’da.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s