Türkiye’nin tarımı ve AB

En son Temmuz ayında AB ile gıda güvenliği faslı açıldı. Bakalım Türkiye buna ne kadar entegre olacak. Yaklaşık iki yıl evvel zamanın Avrupa Komisyonu Tarımdan Sorumlu Üyesi Mariann Fischer Boel ile bir tarım sektörü için röportaj yapmıştım. Boel’in o gün dediklerinin halen Türkiye tarımı için dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. İşte Boel’in verdiği kapsamlı söyleşi:
Türkiye’nin tarımsal alanı mera ve çayırlar dışarıda tutulduğunda 27 milyon hektarı buluyor. Bu rakam AB’nin 25 üye ülkesinin tarım alanlarının yüzde 20’sine karşılık geliyor. Bu geniş topraklar ve Gümrük Birliği’nin avantajları düşünüldüğünde Türkiye, Avrupa’nın tarımsal arazisi olan bir ülke konumuna gelebilir mi? Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi bu şekilde konumlandırmak gibi bir vizyonu bulunuyor mu?
Mariann Fischer Boel: Kuşku yok ki Türkiye’nin tarımda ciddi bir potansiyeli bulunuyor. Bu potansiyelin altında geniş tarım arazileri, uygun iklim koşulları ve tarım sektörünün Türkiye ekonomisi ve toplumsal yapısında sahip olduğu geleneksel önem yatıyor. Tarım sektörünün bazı segmentlerinde özellikle meyve-sebzede Türkiye ciddi düzeyde göreceli avantajlara sahip. Zaten bu yüzden dünyada bu konuda önemli bir üretici ve uluslararası pazarlara ihracat yapan bir ülke konumuna geldi. Sizin ülkeniz hali hazırda zaten genişlemiş AB’ye tarımsal ürün arz eden ülkelerin başında geliyor ve ileride de böyle olmaya devam edecek. Bu noktada Avrupa Birliği’nin vizyonu karı güdere iki tarafın da ticaretin nimetlerinden faydalanabilecek şekilde entegre edilmiş tarımsal bir piyasa kurmak. Tarım, Gümrük Birliği’nin dışında kalan konulardan biri haline geldiğinden beri Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tarımsal ticaretin ilerlemeci liberalizasyonu için hala bir ortam söz konusu. Bu süreç mutlaka bazı zorluklar da getirecektir ve bu yüzden Türkiye ilerleyen yıllarda tarım sektöründe rekabetçiliğini artırabilmek için mutlaka tarım ve gıda alanında Avrupa Birliği’nin standartlarının gereklerini karşılamaya odaklanmalıdır. Avrupa Birliği kırsal kalkınma finans programı anlayışıyla bu çabaları destekleyecektir.
Türkiye’nin doğrudan yapılan destekleme ödemeleri ve Avrupa Tarımsal Garanti Fonu’ndan aldığı toplam miktar ne kadardır? Müzakere sürecinde bu payın yıl yıl ne kadar olabileceğini açıklar mısınız?
Türkiye’nin Ortak Tarım Politikası alanındaki geçisi ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler Avrupa Birliği müzakerelerinin 11. faslı olan Tarım ve Kırsal Kalkınma faslı açılıp müzakere edildikten sonra belli olacaktır. Bu fasıl tarım ve kırsal kalkınmada Türkiye’nin yasal mevzuatı ve durumu ile ilgilidir.
Türkiye’nin kırsal alanlarında geniş bir nüfus kesimi yaşıyor. Türkiye’nin bu özel durumundan kaynaklanan Türkiye’ye özgü herhangi bir doğrudan gelir desteği projesi bulunuyor mu? Türk çiftçilere verilecek doğrudan ödemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa Birliği Şubat ayında IPARD yani Kırsal Kalkınma ve Tarım Alanında Uyum Öncesi Destek Programının 2007-2009 yıllarını kapsayan ve doğrudan Türkiye için yapılmış olan bu programını kabul etti. Bu program için 159 milyon avrosu Avrupa Birliği tarafından finanse edilen 212 milyon avroluk bir tutar tahsis edildi. Bu finansal destek Avrupa Birliği’ne uyum öncesi süreçte Türkiye tarımının yaşaması muhtemel zorlukları bertaraf etmek ve birliğe sürdürülebilir bir şekilde adapte olmasını sağlayabilmek için verildi. Bu destek Birliğin üye ülkelere uyum öncesi süreçte kullandırdığı temel bir enstrüman. Bundan, Hırvatistan ve Makedonya’da faydalanacak.
Sorunuzun ikinci kısmı için ise şunları söylemeliyim. Komisyon, Türkiye’yi, Ortak Tarım Politikası unsurları ile tarımda doğrudan ödemeler konusunda araçlar geliştirmesi yönünde teşvik ediyor. OTP reformları, 2003 yılından bu yana çözümlenmiş doğrudan ödemeleri (Tekli Ödeme Şeması olarak da adlandırılıyor) Avrupa tarımı için temel enstrüman olarak takdim etti. Bu olanak Avrupalı çiftçilere ne yetiştireceklerine tarım politikası tarafından belirlenmiş yapay unsurlar yerine tamamen pazardan gelen sinyalleri tatmin etmek için düşünülen çözümleri tercih etme konusunda özgürlük sağladı. Üretici arzı şimdi hayvan ıslahı kadar; çevre, gıda güvenliği ve kalitesi ile ilgili standartların karşılanmasına bağlı. Çift sübvansiyonların, ekilebilir tohum alanları ödemeleri ve hayvan başına verilen primler gibi, üretici arzı üzerindeki etkisi azaldı ve biz bu rolü ileride de düşürmeyi ümit ediyoruz. Türkiye’de alan bazlı çözümlenmiş doğrudan gelir desteği sistemi üretimle bağı olmayan bu sistem Avrupa’da Tekli Ödeme Şeması olarak kullanılan sistemle bazı benzerlikler taşıyor. Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne uyum süreci hazırlıkları kapsamında çiftli destek yerine bu politika aracını tercih etmeyi sürdürmesi, adaptasyonunu güçlendirmesi ve sistemini OTP standartları çevresinde hizaya getirerek kontrol etmesi yönünde teşvik ediyorum.
Avrupa Birliği müzakereleri çerçevesinde tarım ve kırsal kalkınma faslının Türkiye için en zor başlıklardan biri olacağı konuşuluyor. Sizce bunun nedeni nedir? Birlik standartlarına göre Türkiye tarım sektörünün kronik handikapları nelerdir?
Tarım ve kırsal kalkınma konusu Avrupa Birliği için en kompleks ve hassas konulardan birisidir. Birliğin yasal mevzuatı ve bütçesi açısından bu böyle. Bu konu yaklaşık olarak Birlik bütçesinin yüzde 40’ını ilgilendirmektedir. Tarım ve kırsal kalkınma konusundaki üyelik müzakereleri bundan evvel 12 yeni üye ülkenin üye olması sürecinde olduğu gibi Türkiye için de zorlu geçecektir. Türkiye geniş tarımsal sektörü için finansal destekleri müzakere edecek. Aynı zamanda OTP’nı doğru bir şekilde adapte edebilmek için uygun idari kapasiteleri yaratmak kadar, tarım konusunda hukuki mevzuatı da tamamlayabilmek için müzakereler yürütecek.
Bunların dışında, Türk tarımı veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda güvenliği standartlarını müzakerelerin 12. faslına göre tamamlamak zorunda kalacak. Örneğin gıda güvenliği standartlarında süt ve et konusunda halen bazı eksiklikler var, IPARD programı kapsamındaki desteklerin önemli bir bölümü Türkiyeli üreticilerin bu konudaki standartları karşılaması için gerekli yatırımlardan oluşuyor.
Türkiye’nin Avrupa’nın talebi için en uygun tarımsal ürünü sizce hangisidir? Hangi ürün için Türkiye karşılaştırmalı bir avantaja sahiptir. Hangi tarımsal ürün Avrupa Birliği tarafından özellikle desteklenecek?
Geçmiş performansını değerlendirdiğimizde, meyve ve sebze konusunda Türkiye’nin kendini Avrupa pazarında çok iyi bir pozisyona yerleştirecek bir potansiyeli olduğu biliniyor. Türkiye tarımsal ürünlerinin gelecek potansiyellerini şimdiden öngörmek zor. Yasal mevzuatı daha esnek, ticari ortamı daha açık bir çevrede Türk çiftliklerinin cevap verebilme kapasitesi bunu belirleyecektir. Fakat gelecek bu sektörler açısından olumlu olacaktır. Mukayeseli avantajları vardır. Avrupa’nın çevre ve sağlık koşullarına riayet edildiği sürece genişletilmiş pazar yapısına katılma konusundaki hazırlık durumu da yerindedir.
Türkiye-Avrupa Birliği Müzakereleri 11. Fasıl Tarama Raporu’na göre Türkiye’deki toplam istihdamın yüzde 25’i kırsal alanda, ortalama tarım işletmeleri boyutu 6 hektar ve 3 milyon tarım işletmesi bulunuyor. Böyle bir Türkiye’nin tarım konusundaki müzakereleri tamamlaması için neler yapması gerekiyor? Ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Tarımsal işletmeleri sayısı, boyutu ve toplam istihdam içinde tarımsal istihdama ilişkin rakamlar müzakereler süresince göz önüne alınan temel unsurlardandır. Bunun yanında müzakerelerde ilerleme sağlamak Türkiye’nin hukuki mevzuatını uyarlama konusundaki kapasitesine ve tarım politikası konusunda Avrupa Birliği reformları doğrultusunda yapılacak idari yapıdaki uyarlama gücüne bağlıdır. Türkiye “Tarım ve Kırsal Kalkınma” konusundaki 11. fasıl müzakerelerini başarıyla geçebilmek için Birliğin belirlediği standartları karşılama konusunda çok çalışmaktadır. Önümüzdeki dönemde ümidimiz bu ilerlemenin raporlara geçmesidir.
Türkiye’de tarım sektörü ile ilgili sağlıklı verilerin toplanması konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Çiftlik Muhasebe Veri Ağı pilot projesi Avrupa düzeyinde harekete geçmişken soralım, bu konudaki uygun çözümler nelerdir? Verimli bir bilgi akışı nasıl kurulabilir?
Tarımsal ve kırsal alanlardan sağlıklı istatistiki veriler elde edilebilmesi sorunu esasında Türkiye için birincil bir konudur ve hatta üyelik müzakereleri için en hayati olan konulardan bir tanesidir. Bu Avrupa tarafından dikkatle izlenen bir süreç olmuştur ve Türkiye Avrupalı uzmanların da desteği ile Avrupa İstatistik Ofisi EUROSTAT’ın metodolojisi ile kendi ulusal istatistik ofisi TÜİK’in tarımsal alanlardan bilgi derlenmesi konusundaki uygulamalarını uyumlu hale getirme konusunda ciddi çalışmalar yürütmektedir.
Çiftlik Muhasebe Veri Ağı projesi gerçekten çok önemli bir projedir. Çünkü Birlik böylece standart hale getirilmiş ve karşılaştırabilir sağlıklı bilgi edinir. Bu anlamda bu ağ tarımsal siyasanın ölçülerini değerlendirme ve analiz etmede, siyasa simülasyonları hazırlamada ve tarım politikasının gelişimini hazırlamada önemli bir araçtır. Birkaç üye devlet ÇMVA’nın kendileri ile ilgili tuttuğu ulusal verileri kendi tarım politikalarını inşa ederken kullanmaktadırlar. Türkiye bu alandaki hazırlıklarına erkence başladı. Bu durum gayet olumludur. Bu aşamada bu alandaki temel sıkıntı ulusal düzeyde ÇVMA’nın adaptasyonu ve zamanında güvenilir bilgi derlenmesi sürecini sağlamaktadır. Bu durumda Tarım Bakanlığı’nın ve ulusal istatistik servisinin çiftçileri bu ağa katılmak için ikna etme sürecinde ve bu uyumlanma sürecine kılavuzluk etmedeki rolü çok önemlidir. Bilgi derlenmesi sürecinin uygun yerlerde yapılacak sunumu sağlıklı veri toplanmasını sağlayabilir. Yerel (bölgesel) ulusal tarım ve istatistik ofisleri bu uyum sürecinde çok önemli roller üstlenebilirler. Bilgi teknolojileri konusunda yapılacak tanıtım ve sunumlar bilgi toplanması ve kontrolü sürecinin ilerlemesini sağlayabilir. Ben şunu tavsiye edebilirim. Bu konuda Türkiye’deki ilgili idari mekanizmaların projeye ve tarımsal istatistiklerin Avrupa standartlarına yükseltilmesine kararlı bir şekilde destek olmaları gereklidir. Komisyon olarak biz konuda teknik ve finansal destek vermeye devam edeceğiz.
Ortak Tarım Politikası’nda Türkiye’nin uyumunu kolaylaştırmak için herhangi bir değişiklik yapılacak mı? Yapılacaksa ne tür değişiklikler olacak bunlar?
Şunun altını çizmeme izin verin. Avrupa Birliği’ne katılmakla Türkiye OTP’nin varolan kurallarını kabul ediyor demektir ve bunlara uyum sağlamalıdır. Böylece biz Türkiye tarımı ve kırsal kalkınmasının aşamalarını müzakere edeceğiz ve Türkiye’nin kimi kendine özgü durumlarını dikkate alarak geçiş sürecindeki ihtiyaçlarını çözme konusunda yardımcı olabileceğiz.
Türkiye’nin Birliğe üye olma süreci tarımsal alanda Birlik için ne kadarlık bir maliyet yaratmaktadır. Birliğin bu iş için 6 milyar avro harcayacağı söyleniyor. Bu doğru mu? Doğruysa bu harcamanın kalemleri nelerdir?
Bu tartışmanın şu aşamada çok erken olduğunu düşünüyorum. Şurası açıktır ki OTP ile ilişkili harcamalar çok ciddi şekilde Türkiye’nin kalkınma aşaması ve boyutuna verilecektir. Somut tahminler ancak 11. fasıl müzakereler başladığı zaman mümkün olacak ve bu tahminler daha sonra da OTP kuralları odağında gerçekleşecektir.
Romanya ve Polonya’daki müzakere sürecini Türkiye ile kıyaslarsak ne gibi benzerlikler bulunuyor? Romanya ve Polonya’nın tarım faslı müzakerelerinden alınacak dersler nelerdir?
Ülkeler arasında bir karşılaştırma yapmak zordur. Her yeni üye ve aday devletin kendine özgü koşulları vardır. Bazı durumda bu koşullar bir diğeri ile benzeşir. Örneğin tarımsal alanda küçük işletmelerin fazlalığı konusunda Polonya, Romanya ve Türkiye genel karakteristikler göstermektedir. Yeni üye devletlerin tarım sektörlerinin yeniden yapılanmasında Avrupa Birliği SAPARD programı (Tarım ve Kırsal Kalkınma İçin Özel Eylem Planı) ile bu ülkelere destek sunmuştur. Türkiye de bu konuda benzer bir destek programı olan IPARD fonlarından yararlanmaktadır. Eğer bir tavsiye sunmam gerekirse tümüyle tarımda Avrupa standartlarına uyumu yakalamayı hedefleyin, idari mekanizmalarınızı Birlik fonlarını doğru yönlendirecek şekilde hazırlayın derim. Ayrıca tarım işletmeleri ve kırsal topluluklarla başından beri şeffaf bir iletişim kurmak önemlidir.
Peki sayın Mariann Fischer Boel kotalar konusundaki yorumlarınızı da alabilir miyiz? Müzakereler boyunca hangi kotalar genişleyecek? Müzakere sürecinde kotaların konumu ne olacak?
12 yeni üye ülkenin katılım müzakereleri sürecinde süt, süt ürünleri ve şeker gibi kimi sektörlerdeki üretim kotaları konusu tartışılıp karara bağlandı. OTP yapılan yeni nesil reformlarla üretim kotaları gelecek katılım müzakerelerinde daha az göze çarpan bir şekilde konumlandırılacak. Fakat az önce de söylediğim gibi müzakerelere ilişkin başlıklar müzakere sürecinde OTP enstrümanlarının uygulanmasına bağlıdır. Süt ürünleri sektöründe “Sağlık Kontrolü” iletişimine 2015 yılına (yani bütün kotaların tümüyle tamamlanacağı yıl olan 2015 yılına kadar) kadar süt kotasını dereceli olarak kaldırılmasına ilişkin bir takvim ekledim. Bu ürünlere Avrupa ve Dünya ölçeğinde inanılmaz bir talep var ve tarım politikasını buna göre uyarlamalıyız.
Tarım alanında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum sağlaması için hangi regülasyonlar büyük önem taşıyor? Türkiye’nin bu alandaki hukuksal mevzuatını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tarım ve kırsal kalkınma alanındaki Avrupa hukuki mevzuatın büyük çoğunluğu Konsey Regülasyonları’ndan oluşturulmuştur. Bu, bu mevzuatın doğrudan üye devletlere uygulanabildiği anlamına gelmektedir. OTP geçen yıl çiftçilerin ve yerel idare mekanizmalarını faydalanması için büyük bir basitleştirme sürecine yol verdi. Şu anda OTP 4 ana regülasyondan oluşmaktadır. Bir tanesi tekil Ortak Pazar Organizasyonunu oluşturur, bir diğeri kırsal kalkınma ve doğrudan gelir desteği ile ilgilidir, bir tanesi de OTP’nin finanse edilmesini düzenler. Bir başka regülasyon ise kalite politikalarını ve organik tarım konusundaki düzenlemeleri içerir. Türkiye bu regülasyonları uyarlamak için hazırlıklı olmalıdır. Aynı zamanda Türkiye finansal ve teknik desteği Katılım Öncesi Enstrümanı (IPA) çerçevesindeki tasarrufu olarak düşünmelidir.
Türkiye çiftçisi organik tarım konusunda yüksek motivasyona sahip. Türkiye’de organik tarımın potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin bu konuda gerçekten çok büyük bir potansiyeli bulunuyor. Geleneksel çiftçilik metotları ve toprak ve iklim koşulları organik tarım gibi sürdürülebilir üretim metotlarının uygulanması konusunda Türkiye’nin avantajları. Ayrıca Türkiye bu konuda; Avrupa Birliği müktesabatına uyum çalışmaları mevzuatı, sertifikasyon organları ve yerel teşviklerle desteklenmektedir. Ayrıca şunu biliyorum ki Türkiye’nin İstanbul gibi büyük şehirlerinde organik ürünler çok ama çok geniş şekilde teşvik ediliyor ve bu şehirlerde bu pazar gelişiyor. Avrupa’ya yapılan organik ürünlerin ihracatı da gün geçtikçe önem kazanıyor. Bu yüzden Türkiye’nin bu alandaki geleceği parlak görünüyor. Aynı zamanda organik tarım, katılım hazırlıklarında Türkiye’nin avantajlı aşamada olduğu konulardan biri. Türkiye ve Avrupalı tüketiciler Türkiye’deki organik tarımdaki olası gelişmelerden geniş ölçüde faydalanacaklardır.
Türkiye’de muz ve çiçekçilik pazarı Avrupa Birliği müktesabatı ile uyumlu değil. Zeytinyağı için de özel bir hukuki mevzuat yok. Şerbetçiotunda da Avrupa sertifikasyonlarına uyum yok. Türkiye özel tohumlar konusunda Avrupa standartlarını nasıl yakalayabilir?
Bu alanlardaki uyum elbette ki katılım öncesi hazırlıkları için geçerli olan şeyler. Bu noktada OTP’de kendi tarımsal ürünlerimizin kalitesine verdiğimiz önemin altını çizmek isterim. Bu Avrupalı üreticilerin rekabetçiliklerini artırmak ve tüketicinin beklentilerini karşılamak için kilit önem taşımaktadır. Zeytinyağı sektöründe örneğin 2004 yılında yapılan Genel Pazar Organizasyonu kalite ve pazarlama standartlarının önemini ön plana çıkarmıştır. Bununla bütün bir zeytin yağı üretim zincirinin kalitesinde yaşanacak gelişme ve üretimin sertifikasyonla kalifiye hale getirilmesi konusunda Türkiye’yi teşvik etmek isterim. Ki bu Türkiye’nin ihracat potansiyelini de pekiştirecektir.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s