Her gün Hrant’ın gözlerinin içine bakmak

 Basın İlan Kurumu’ndaki azınlık gazeteleri ile ilgili toplantıdan birkaç gün önceydi. Geçici bir süre de olsa azınlık basınının yaşadığı sorunları görmemize vesile olan Rum Apoyevmatini gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis’in Feriköy’deki evinde Apoyevmatini’yi ve azınlık basının genel sorunlarını konuşuyorduk. Meseleye ilişkin belli bir farkındalığın gerçekleşmesi sevindirici. Ama çok köklü (iç) sıkıntılarının insanın yüreğini burkmaya devam ettiği de maalesef yadsınamaz bir gerçeklik. Bu iç sıkıntılarının başında buralı olan azınlıkların Türkiye’yi terk etmesi var. Vasiliadis’in en çok dikkat çektiği noktalardan biri de bu oldu. Yoksa ne kadar hayati olursa olsun bir gazetenin kapatılmasının, tek bir insanın memleketini terk etmesinden daha önemli olduğunu mu düşünüyorsunuz? Vasiliadis o hislerini o zaman şöyle ifade etmişti: “Yunanistan’daki kriz bizim için bardağı taşıran damla oldu. Ama 1960’lardan sonra Türkiye’de azınlık olarak yaşamanın zorluğu ve başbakanımızın deyimiyle ‘faşizan’ yöntemlerden doldu o bardak. Bizim gibi gazetelere zaten doğrudan doğruya bir baskı yapmaya gerek yok. Benim okuyucum olan 60 bin kişi, 18 ay içerisinde Türkiye’nin dışına sürülmüşse ve 1965 yılının başında 90 binin üstünde olan Rum toplumunun nüfusu 18 ay sonunda 30 binlerin altına düşmüşse ve orada da tutunamayıp daha da aşağı seviyelere sürekli inerek bugün 2 binlerin altına düşmüşse, Türkiye’de topu topu 600 Rum aile kalmışsa bunun vebali ne Apoyevmatini gazetesinde ne Yunanistan’da ne de başka birisinde. Bu yüzden kanama içinde olan hasta ölüm döşeğinde. Onun tedavisi lazım. Onun tedavisi de resmi ilan değil. Bana okuyucumu geri verin, resmi ilan istemem. 1964 yılında İnönü hükümetinin kararıyla Atatürk ve Venizelos arasında 1930 yılında akdedilmiş bulunan anlaşma tek taraflı olarak iptal edildi ve o hükümet 13 bin bizim toplumun mensubunu yurt dışına attı. 13 bin kişi 13 bin aile demek. Şimdi onun karşılığında ben diyorum ki. Eğer bugünkü Türk hükümeti büyük bir jest yapıp o zaman yurt dışına gönderilen 13 bin kişinin karşılığında, onlar geri gelsin diyorlar ama onlar öldü gitti zaten, çocukları da gelmez, şu anda Yunanistan’dan buraya gelmek isteyen 13 bin kişiye Türkiye’de ikamet ve çalışma izni verirse korkunç etkili bir jest yapmış olur.” Derken röportaj bitti ve fotoğraf çekimi için çalışma odasına geçtik. Orada açık olan bilgisayarda gördüğümüz bu sözleri vücuda getiren hislerin hüzünlü bir tercümanı oldu sanki. Vasiliadis’in günün büyük kısmını geçirdiği bilgisayarının arka plan resminde, Hrant Dink’in gülümseyen bir fotoğrafı vardı. Her gün o gözlerin içine bakıyordu Vasiliadis, her gün azalan toplumunu düşünürken, “Bize doğrudan baskı yapmaya gerek yok!” derken…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s