Müzakere etmeyelim mi yani?

Zaman gazetesine yapılan operasyonu, gazetenin tüm o geçmişine, arşivindeki devlet aklını sivil siyasete üstün gören yorum ve haberlerine rağmen kabullenmek söz konusu olamaz. Devlet denen mekanizmanın türlü katmanlarına sirayet etmiş, bu mekanizmaları kendi gündemi için değerlendiren bir hareketi tasfiye ederken demokrasinin dışına çıkılmamalı. Ama Yeni Türkiye’de bu tip temenniler olduğunca naif kalıyor. Siyasal islam bırakın muhaliflerini, bir zamanlar birlikte olduğu cemaatleri bile antidemokratik bir şekilde baskı altına alabiliyor. Böylesi bir ortamda daha fazla demokrasiye, daha fazla müzakereye, daha fazla özyönetime, devlet denen o mekanizmanın parçalanmasına ihtiyaç var. Zaman gazetesinin operasyondan bir gün sonra çıkan nüshasını karıştırırken bunlar geçiyordu aklımdan. Demokrasinin kurumsallaşması için gazete yönetimi belki bir özeleştiri yapar, kendi gündemini dayatmaktansa toplumun sosyolojik gerçekliğine dayanan bir yayın politikası için o günden tezi yok adım atar diye düşünüyordum. Sayfaları karıştırdıkça buna ilişkin emareler de almadım değil. Naiflik de olabilir tabii ama, Ahmet Şık’ın twitini alıntılamak, Dumanlı’nın Ahmet Şık’a teşekkür etmesi gibi hareketler birçokları gibi benim de dikkatimi çekti. Sayfaları çevirirken yorum sayfasına geldim. Ahmet Turan Alkan’ın yazısı ilişti gözüme. Alkan, cemaatin önemli bir kalemi, hemen daldım okumaya. Doğaldır, kendi kitlesine psikolojik olarak destek sunuyordu yazı. Duygusaldı, belki de çok tartılmadan yazılmıştı. Zaten o karmaşada bulduğu bilgisayara oturup yazdığını ifade ediyordu yazının başında. Ama bir cümleye rastgeldim ki bunu yazının apar topar yazılmasıyla ne kadar açıklamak mümkün, emin değilim. Daha çok demokrasiye ve müzakereye ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, antidemokratik uygulamalarla yeni tanışmış bir kişinin bu cümleyi yazmasını en hafif tabiriyle yadırgadım. Altını çizdiğim cümle şu:

“Terörle mücadele ekiplerinin şanlı Zaman muhasarasına giriştikleri saatlerde, PKK diye anılan sevgi, şefkat, rikkat, hayırseverlik ve barış örgütüyle bir kısım devlet uzuvları arasında, ‘Efendi ol, canımı ye; özerklik ne kelime, yeter ki kamu düzenini şaapmayın!’ ekseninde yürütülen müzakereler esnasında, necip ve rakik milletimizin üzülmesini engellemek için Zaman Gazetesinin bir terör odağı olarak lanse edilmesi fevkalade isabetli bir düşüncedir.”

Kendince satirik bu cümlelerin meali şu: “Ey hükümet PKK dururken neden bize saldırıyorsun, neden bu hareketle müzakere ediyorsun? Ey millet Kürtlerle müzakere eden bu hükümete neden tepki vermiyorsun?”

Alkan’ın hayali barış müzakerelerinin olmadığı, şiddet araçlarının genişlediği bir Türkiye mi? Açık ki öyle. Müzakereyi sindiremediğini verdiği refleksle tekrar sergilemiş. Bu coğrafyanın insanları birçok söylemi geride bıraktığı gibi bu refleksin temeli olan söylemi de aşar elbet. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü belli gruplar, cemaatler için değil toplumun her kesimi için hayatidir. Umalım ki Alkan, devletçi akıldan sivil akla geçiş yapar.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s