Arşiv parçalanabilir ama yok edilemez

SAMSUNG

Salt Galata’da bir sergi… Adı ve konsepti yukarıdaki fotoğrafın çağrıştırdıkları bakımından çok “manidar”: Arşivi Parça-lamak: Bir Osmanlı Ailesinde Temsil, Kimlik, Hafıza… Bir Osmanlı ailesinin özel arşivinden fotoğrafları, ajandaları, plakları sergileyen bir çalışma. Salt Galata’nın etkileyici salonunda bu efemera arasında gezerken birden yukarıdaki fotoğraf çıkıyor karşınıza. Salonda ailenin plaklarından Osmanlı dönemi Türk musikisi yükselirken fotoğrafın tanıtıcı yazısında şunu okuyorsunuz: “Hekimhan yakınlarında Alman subayları katledilmiş Ermenilerin kemikleri ile oynuyor” Bizim politikacılar arşivleri açtıklarından bahsederler hep, ama o arşivlerde nasıl tahribat yapıldığı malum. Ama işte arşiv bu, sizi her yerde, her ortamda yakalayabiliyor.

Advertisements

Beşiktaş İskelesi yerli yerinde

SAMSUNG

Beşiktaş’taki Kadıköy İskelesi’nin hemen önündeki Shangri La Bosphorus Hotel’e satılması büyük tepki topluyor. Fakat Beşiktaş’taki  Shangri La Bosphorus Hotel’in yabancı dergilere verdiği ilanda vapur iskelesi yerinde duruyor. Ya hotel yönetimi bir İstanbul imajı yaratmak için açıkça yabancılara reel olmayan bir imaj satıyor  ya da iskeleyle ilgili herhangi bir proje yok. Shangri La Bosphorus’un yabancı dergilere verdiği “vapur iskeleli” ilan için bir açıklama yapması gerekiyor.

“Türkiye için sadece bankacılık yetmez”

“Finansal Krizleri Yanlış Anlamak” kitabı ile son dönemde dikkatleri üzerine çeken Yale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gary Gorton ile Turkishtime dergisi için bir söyleşi gerçekleştirdik. Gorton, “hard core” bir pro-kapital. Global krizi çözmek için önce bankacılık kurtarılmalı diyenlerden. Ancak Türkiye için farklı konuşuyor. 

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2008 yılında yaşadığımız global finansal krizin Türkiye’yi teğet geçtiğini söylemişti. Sizce küresel finansal krizlerin farklı ülkeler için farklı sonuçları var mıdır?

Elbette ki krizlerin farklı ülkeler için farklı etkileri söz konusudur. Ancak bütün pazar ekonomileri, eğer kısa vadeli banka borçları teşhis edilmez ve buna karşı bir koruma gerçekleştirilmezse bu durum karşısında kırılgan bir hale gelir.   

Türk hükümeti, güçlü bankacılık düzenlemeleri ve bankacılık sistemi ile övünüyor. Tek başına güçlü bankacılık sistemi kriz dönemlerinde ayakta kalmak için yeterli olur mu?

Hayır. Pazar ekonomileri sürekli dönüşüm geçirdiği için, bir dönem geçerli olan regülasyonlar ilelebet yeterli olacak anlamına gelmiyor.

 

 

Son 10 yılın tarihi bina yangınları

22 Ocak günü Galatasaray Üniversitesi’nin tarihi binasının yanması birçok insanın aklına yine aynı soruyu getirdi: “Otel olması için mi yakıldı acaba?” Tarihi okulların otel olması projesi aslında uzun yıllardır konuşulan bir konu. Galatasaray’ın yanıbaşında yer alan Kabataş Erkek Lisesi için de 90’ların sonunda böyle projeler havada uçuşuyordu. Okul Maslak’a taşınacak, Ortaköy’deki tarihi binası da otel olacaktı. 2000’lerin başında bu sefer Kabataş Erkek Lisesi’nin ilerisinde bulunan Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu yandı. O zaman orası için kulağımıza gelen Kuruçeşme’deki eğlence mekanlarına otopark olması için yakıldığıydı. Gözler hep İstanbul’un gözde yerlerinde oldu ama İstanbul’un birçok köşesindeki tarihi binadan dumanlar yükseldi. Son 10 yılda hangi tarihi binalar yandı diye basını şöyle bir taradığımızda şöyle ufak bir liste ortaya çıkıyor.

 

1- Galatasaray Üniversitesi

Yer: Çırağan

Tarih: 22 Ocak 2013

Resmi açıklama: Gizli elektrik kontağı

 

2- İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü

Yer: Cağaloğlu

Tarih: 24 Aralık 2012

Resmi açıklama: Elektrik kontağı

 

3- Eminönü Belediyesi

Yer: Çemberlitaş

Tarih: 4 Nisan 2012

Resmi Açıklama: Nedeni açıklanmadı

 

4- 150 yıllık sivil ahşap bina

Yer: Beykoz

Tarih: 8 Ocak 2012

Resmi açıklama: Nedeni belirlenemedi

 

5- Metruk 4 katlı ahşap bina

Yer: Beyoğlu

Tarih: 8 Ocak 2012

Resmi açıklama: Nedeni belirlenemedi

 

6- 3 katlı sivil ahşap bina

Yer: Fatih

Tarih: 30 Aralık 2011

Resmi açıklama: Nedeni belirlenemedi

 

7- Sivil konak

Yer: İstinye

Tarih: 20 Mart 2011

Resmi açıklama: Elektrik kontağı

 

8- Haydarpaşa Garı

Yer: Kadıköy

Tarih: 28 Kasım 2010

Resmi açıklama: Çatıdaki izolasyon çalışmaları

 

9- Sivil ahşap bina

Yer: Samatya

Tarih: 7 Ocak 2007

Resmi açıklama: Nedeni belirlenemedi

 

10- Helvai Baba Tekkesi

Yer: Süleymaniye

Tarih: 6 Aralık 2004

Resmi açıklama: Kundaklama

 

11- Sivil ahşap bina

Yer: Beylerbeyi

Tarih: 12 Şubat 2003

Resmi açıklama: Nedeni belirlenemedi

 

12- Gaziozmanpaşa İlköğretim Okulu

Yer: Ortaköy

Tarih: 15 Temmuz 2002

Resmi açıklama: Kazan dairesi

 

Cihatçıları THY mi taşıyor sorusu

2 Ekim 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na ulaştırdığı sorusunda CHP Samsun Milletvekili Haluk Koç, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a yönelik olarak, Suriye, Çeçenistan, Afganistan, Pakistan ve Libya gibi ülkelerden son 3 ayda Hatay’a Anadolu Jet ve Türk Hava Yolları üzerinden gelen yolcuların isim listelerini soruyordu. (Soru önergesini görmek için tıklayınız) CHP Milletvekili Haluk Koç’un bu soru önergesi, Suriye’de rejime karşı savaşmak için diğer ülkelerden gelen İslamcı cihatçıları THY’nin taşıyor olabileceği önkabulünden doğuyor. Koç’un bu önkabulüne dayanan sorusuna başka ülkeleri de eklemek mümkün. Çünkü Suriye’ye sadece Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinden değil, Avrupa’dan da cihatçılar savaşmaya gidiyor. BBC’nin yaptığı haberler ülkede İngiltere’den giden cihatçıların da olduğunu gösteriyor. Koç’un sorusundan sonra gözler şimdi Bakan’da. Bakalım Bakan yolcu listelerini açıklamaktan ziyade bu önkabule nasıl karşılık verecek?

“Türkiye 90’lı yıllara geri dönüyor”

Geçen günlerde Alman Die Zeit gazetesinin Orta Doğu Şefi Michael Thumann’ı özel bir toplantıda dinledik. Thumann, Suriye ile ilgili bazı gözlemlerini ve Güneydoğu’da yaşananlara ilişkin de izlenimlerini paylaştı. Thumann, Suriye’de çatışmaların beklendiğinden uzun sürdüğünü vurguluyor. Bununla birlikte Thumann, İsrail’in bölgedeki politik gelişmelere ilişkin yanlış bir bakışı olduğunu da ifade ediyor. Thumann, “İsrail’in, AKP’nin İran ve Suriye ile bir üçgen oluşturmaya çalıştığı yönündeki açıklamaları bence çok anlamsızdı” diyor. Suriye meselesi yanında Türkiye’nin Kürt Sorunu’na da değinen Alman gazeteci, “Erdoğan’ın biyografisini yazacak olan kişi, 2009-2012 yıllarını iyi incelemeli. Bu dönemde Erdoğan’ın milliyetçi bir tavrı var” diyerek bu dönemde Türkiye’de milliyetçiliğin yükselişine dikkat çekiyor. “Türkiye 1990’lı yıllara geri dönüyor” diyen Thumann, Kürt sorunu ve Güneydoğu’da yaşananlarla ilgili medyada bir abluka olduğunu, sadece Kürt tarafından bilgi alabildiklerini de ekliyor.

Raghuram Rajan: Sosyal yardımlar toplumdaki eşitsizliğin regüle edilmesi için yapılıyor

Kapitalizmin geleceği üzerine bugünlerde laf söyleyen ekonomist çok. Chicago Üniversitesi Profesörü Raghuram Rajan bu ekonomistlerin başında geliyor. Rajan ile Turkishtime dergisi için konuştuk. Aşağıda yaptığımız küçük alıntıda Profesör Rajan Hindistan’da olduğu gibi Türkiye’de de toplumsal eşitsizliğin üstünü örtmek için sosyal yardımların kullanıldığını söylüyor.

“Fay Hatları” isimli kitabınızda kapitalizmin fay hatlarının görünmez olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Bu fay hatları halen görünmez bir tehdit niteliği taşıyor mu?
ABD’de ekonomik eşitsizlik üzerine yapılan çalışmalar daha görünür hale geldi. Occupy Wall Street hareketi bunun bir örneğini oluşturuyor. Hatta ABD Başkanı Barrack Obama bile bu duruma kampanyalarında vurgu yapıyor. Sağlık harcamaları ile ilgili Üst Mahkemeye intikal eden bir tartışma süreci de var. Cumhuriyetçiler sağlık harcamalarının ufak bir kısmının ödenmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Dolayısıyla kitabımda bahsettiğim fay hatları daha görünür hale geldi. Politikanın bu sorunlara işaret etmesi de önemli bir gösterge. Genel sağlık sigortası bu politikaların bir örneği olarak değerlendirilebilir. Benzer durum gelişmekte olan ekonomiler için de geçerli. Hindistan’daki Kongre Partisi de Türkiye’de iktidarda olan AKP’ye benziyor. Hindistan’da köylere önemli düzeyde kaynak aktarılıyor. Bence bu tip politikalar yükselen eşitsizlik karşısındaki hassasiyeti yansıtıyor. Toplumda oluşan bu durumu regüle etmeye çalışıyorlar.