Karbon kumarı

Neredeyse bir yıl önce 3 trilyon doları yöneten bir grup kurumsal yatırımcı, 45 petrol şirketine, iklim değişikliğinin işlerini nasıl etkileyeceğini sordu.

Özellikle öğrenmek istedikleri keşfettikleri kaynakları, hükümetlerin karbon regülasyonları sonucunda tam kapasite ile kullanıp kullanamayacaklarıydı.

Exxon Mobil`in cevabı, “riskimiz sıfır” oldu. Sadece Exxon Mobil değil, birçok petrol şirketi bu alanda yatırımcılara riskleri olmadığı konusunda güven telkin etmeye çalışıyor.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Advertisements

Soçi yolsuzluk belgelerinde Türkiye

Rus aktivist Aleksey Navalny Soçi Olimpiyatları ile ilgili yolsuzluk belgelerini internet sitesinde yayınladı (Söz konusu internet sitesi için tıklayınız ). Bazı usülsüz işlemlerde Türk taahhüt şirketlerinin de adı geçiyor. 

Soçi Kış Olimpiyatları’nda Türkiye iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sporcu ile temsil edildi. Fakat Soçi’de Türkiye’nin oyuna girdiği tanıdık bir alan var: İnşaat. Birçok Türk taahhüt şirketi Soçi’de inşaat projeleri hayata geçirdi. Deutsche Welle Türkçe Servisi’ne yazdığı yazıda (Yazıyı okumak için tıklayınız) gazeteci Cenk Başlamış Türk taahhüt şirketlerinin bölgede 15 bin işçiyle çalıştığını belirtiyordu. Başlamış’ın aktardığına göre Türk şirketleri Soçi’de 2 milyar dolarlık iş yapmıştı.

Soçi’de ahbap-çavuş kapitalizmi

Türk şirketlerinin de aktif olduğu Soçi Olimpiyatları’nın maliyeti Rus kamuoyunda önemli bir tartışma konusu oldu. Kamuoyunda olimpiyatların maliyeti ve yolsuzluk iddiaları ile ilgili eleştiriler artınca, Putin “Bu iddialar spekülasyona dayanıyor, belgelerle kanıtlanması lazım” mealinde ifadelerle iddiaları gölgelemeye çalıştı. Bunun üzerine Rus aktivist Aleksey Navalny, Soçi’deki yolsuzlukları belgeleriyle ortaya koyan Sochi.fbk.info adlı internet sitesini hazırladı. Sitede Putin’in iddia ettiği gibi olimpiyatların Rusya’ya maliyetinin 6,5 milyar dolar olmadığı yazıyordu. Navalny’nin verdiği bilgilere göre olimpiyatlara harcanan toplam para 45,8 milyar dolar oldu. Bu maliyetin 25 milyar doları Rusya’nın federal bütçesinden çıktı.

 “Bütçenin üçte biri çalındı”

Rus halkının cebinden çıkan bu para çoğunlukla Putin’in yakın arkadaşlarının yönettiği şirketlere gitti. Navalny’nin verdiği bilgilere göre, Putin’in judo arkadaşı Arkady Rotenberg Soçi’de 6,9 milyar dolarlık iş yaptı. Vladimir Potanin, Ahmed Bilalov, Oleg Deripaska gibi Rus oligarkları aldıkları kredilerle projeler geliştirerek tabiri caizse ihya oldular. The Economist’in 1 Şubat tarihli nüshasında yer alan “Soçi ya da Bozgun” başlıklı makalede (Yazıyı okumak için tıklayınız ) oyunlar için harcanan paranın 2007 yılından bu yana dörde katlandığı ve bir olimpiyat komitesi üyesinin oyunlar için harcanan paranın yaklaşık üçte birinin haksızca gasp edildiğini belirttiği yazılıyordu. 

Oligarkların üstlenicileri Türk şirketleri

Aleksey Navalny’nin yayınladığı yolsuzluk belgelerinde Türk şirketleri ile ilgili iki iddia var. İlk iddia “Rusya’nın Disneyland’ı” olarak lanse edilen Sochi Park ve onun müteahhiti Yenigün İnşaat ile ilgili. Sochi Park’ı inşa ettiren şirketin mevcut yönetim kurulu üyelerinden bir tanesi Roman Batalov, Soçi şehrinin yer aldığı federal bölge Krasnodar’ın valisi olan Alexander Tkachev’in damadı. Oyunlarla doğrudan ilgisi olmayan bu park projesinin neredeyse yarısı kamuya ait bankalardan, sübvanse edilmiş faiz oranları ile alınan kredilerle karşılandı. Park ile ilgili şaibeler bununla sınırlı değil. Anti-Corruption Foundation’ın ortaya çıkardığına göre, parkın ortaklarından bir diğeri de yine valiye yakınlığı ile bilinen Pavel Ryzhenko. Bir başka ilgi çekici nokta parkı işleten şirketin Karayiplerde kayıtlı olması. Bu durum parkın işletmesine ve finansmanına yönelik şüpheleri daha da artırıyor. Daha önce basına yansıyan haberlere göre parkın üstleniciliğini Yenigün İnşaat yapıyor. Haberrus’un haberine (Haberi okumak için tıklayınız )göre ana müteahhitliğini Yenigün İnşaat’ın yaptığı parkın inşaatında Türkiye’nin yanı sıra, Rusya, ABD, İsviçre ve Alman taşeron ve ekipman tedarikçileri de yer alıyor.

Bitmeyen bir tesis hikayesi

Soçi’de aktif olan bir başka Türk taahhüt şirketi olan Sembol İnşaat’ın da adı Aleksey Navalny’nin sunduğu belgelerde oligarklarla birlikte anılıyor. Sembol İnşaat ile ilgili hikayenin özeti şöyle: Oyunların en skandal projelerinden biri olarak adlandırılan 2,45 milyar dolara mal olan Gornaya kayakla atlama kompleksi ve medya köyünün inşaatına Rusya Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı, Ahmed Bilalov’un kardeşi Magomed Bilalov başladı. 2 yıldır sürüncemede kalan proje sonrasında Putin bile bu proje ile ilgili sorunlar olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı. Tesis ile ilgili sıkıntıların yaşanmasından sonra Ahmed Bilalov görevinden azledildi ve hakkında görevi kötüye kullanmaktan dava açıldı. Kardeşi ile ilgili de yasal süreç başladı ve iki kardeş daha sonra Rusya’dan kaçtı.

Türk şirketi sahneye çıkıyor

Bilalov kardeşlerin yurt dışına kaçmasının ardından inşaatı yapan işletmenin hisseleri belli bir süre sonra Sberbank’a geçti. Banka yönetimi tesisin inşası için ana alt yüklenici olarak Sembol İnşaatı yetkilendirdi. Fakat tesisin genel yüklenicisi Transkomstroi şirketi yerinde kaldı. Hikayenin çarpıcı finali de burada gizli. Çünkü söz konusu şirketin hisselerinin dörtte biri daha önce bu işten kovulan Magomed Bilalov’a ait. Bununla birlikte bu tesisin inşaatının çevreye etkileri bakımından tümüyle yasa dışı olduğu görülüyor. Aleksey Navalny’nin sunduğu belgelere göre bu tesisin inşaatının başından sonuna hiçbir evresinde çevresel etki değerlendirme raporu alınmadığı için yasa dışı bir süreç söz konusuydu.  

Arşiv parçalanabilir ama yok edilemez

SAMSUNG

Salt Galata’da bir sergi… Adı ve konsepti yukarıdaki fotoğrafın çağrıştırdıkları bakımından çok “manidar”: Arşivi Parça-lamak: Bir Osmanlı Ailesinde Temsil, Kimlik, Hafıza… Bir Osmanlı ailesinin özel arşivinden fotoğrafları, ajandaları, plakları sergileyen bir çalışma. Salt Galata’nın etkileyici salonunda bu efemera arasında gezerken birden yukarıdaki fotoğraf çıkıyor karşınıza. Salonda ailenin plaklarından Osmanlı dönemi Türk musikisi yükselirken fotoğrafın tanıtıcı yazısında şunu okuyorsunuz: “Hekimhan yakınlarında Alman subayları katledilmiş Ermenilerin kemikleri ile oynuyor” Bizim politikacılar arşivleri açtıklarından bahsederler hep, ama o arşivlerde nasıl tahribat yapıldığı malum. Ama işte arşiv bu, sizi her yerde, her ortamda yakalayabiliyor.

Suriye Irak olur mu?

3 Eylül’de ABD Senatosu’nda düzenlenen Suriye konulu Dış İlişkileri Komitesi toplantısının temel sorusu neredeyse bu oldu. Bakanlar John Kerry ve Chuck Hagel ile ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey senatörler karşısında müdahaleyi anlattı. Toplantıda şu sorular ve ifadeler öne çıktı:

john kerry: suriye muhalefeti değişti, gelişti

john kerry: suriye’nin kimyasal kapasitesi azaltılacak. 

genelkurmay başkanı dempsey: birlikleri efektif kullanacağız.

genelkurmay başkanı dempsey: müdahalenin abd çıkarlarıyla açık bir bağlantısı var

hagel: esad’ı devirmek bir seçenek

senatör barbara boxer: okuduklarıma göre rus politikacılar abd’ye gelip kanıt olmadığı yönünde lobi yapacaklar.

senatör barbara boxer: iran abd’yi kağıttan kaplan olarak görecek

 

 

Beşiktaş İskelesi yerli yerinde

SAMSUNG

Beşiktaş’taki Kadıköy İskelesi’nin hemen önündeki Shangri La Bosphorus Hotel’e satılması büyük tepki topluyor. Fakat Beşiktaş’taki  Shangri La Bosphorus Hotel’in yabancı dergilere verdiği ilanda vapur iskelesi yerinde duruyor. Ya hotel yönetimi bir İstanbul imajı yaratmak için açıkça yabancılara reel olmayan bir imaj satıyor  ya da iskeleyle ilgili herhangi bir proje yok. Shangri La Bosphorus’un yabancı dergilere verdiği “vapur iskeleli” ilan için bir açıklama yapması gerekiyor.

#direnguardian

Dünyanın her yerinde gazeteciliğe yönelik baskı artıyor. Guardian’a Snowden ile ilgili yapılan baskı bunun son örneği. (Konuyla ilgili DW Türkçe’nin haberini okumak için tıklayınız ) İngiliz istihbaratçılarının Guardian yönetimine “Bu kadar eğlendiğiniz yeter” demesi bu işin ciddiyetini kavrayamadıklarını gösteriyor. Gazetecilik toplumların hayatında önemli bir baskı grubu olarak ciddi bir role sahiptir. Gazetecilik bir eğlence aracı değildir. Guardian Genel Yayın Yönetmeni Alan Rusbridger olan biteni bir yazı (Yazıyı okumak için tıklayınız ) ile aktardı okuyucularına. Gazeteciliğin evrensel onuru için #direnguardian #resistguardian …

İslamcı cephe genişler mi?

Mısır’da İhvan’ın tavrı gittikçe sertleşiyor. Bu durum islamcılar için cephenin büyümesi anlamına gelecek. DW Türkçe’nin haberine göre (haberin tamamı için tıklayınız) Mısır iç savaşa sürükleniyor. Mısır’da islamcıların cephesi genişlerse Suriye’deki islamcı örgütlerin tavrı herhalde AKP için büyük merak konusudur. Şiddet yanlısı Mısır ordusunu ve yanlılarını dize getirmek için cihatçıların Mısır’a yönelmesi sürpriz olmayacak. Böylelikle Suriye’de gezici cihatçıların olası bir Mısır cephesine kayması, Rojava’da hakimiyetin kesin olarak PYD’nin eline geçmesine yol açabilir.