Bilimle uğraşmak da insanlığa hizmettir

Bu başlık çok duygulu bir vasiyet-mektubun bıçak keskinliğindeki cümlelerinden birisi. Türkiye’deki anlamının her zaman daha da büyük olmasını ne kadar temenni etsek de bu cümlenin toplumun algısında yaygın bir kabul gördüğünü söylemek pek de mümkün değil. En büyük bilim kurumunun başkanının televizyonun makbul olmayan yüzüyle ortaklıklar projelendirdiği bir ülke burası. Sızlanmanın bir anlamı yok. Zira aslında bilime inanmış ve dahası onu gerçekten insanlığa ciddi bir hizmet olarak gören bilim insanları da çıkmış bu diyardan. Belki de ne iyi ki terk-i diyar etmişler. Bilime olan inançsızlık ya da türlü kısıtlamalar yüzünden.Turkishtime dergisi için bu isimlerin bazıları ile görüştük. Türlü enteresan noktalar çıktı. Ama buraya sadece iki alıntı koyacağım. Türkiye’nin bilim ahvalini ortaya koysun diye…

Aydoğan Özcan

“Benim laboratuarıma ziyaretçi araştırmacı olarak gelen Türkiye’de bir üniversitede çalışan yardımcı doçentin bursunu TÜBITAK birden bire kesti. Ziyaretçim resmi yazışmalarla bunun nedenini sorduğunda TÜBİTAK’taki bilirkişi ve kurul yapılan çalışmanın önemli olmadığını bu yüzden bursun kesildigini söylemiş. Aynı hafta ben Beyaz Saray’da bu çalışmalar dolayısıyla Başkanlık Ödülü aldım. Türkiye’deki bilimsel kurumlardan herhangi bir beklentim yok. Ancak Türkiye’de bir üniversitedeki öğretim görevlisinin bizim yaptığımız çalışmalara katılıp Türkiye’ye bir seyler götürmesini bile hazmedemeyen insanların TÜBİTAK gibi önemli ve güzide bir kurumun içerisinde görev yapabiliyor olması benim ülkem adına çok üzdü.”

Dani Rodrik:

“Son birkaç sene içerisinde YÖK, TÜBA ve TÜBİTAK’ta yapılan değişikliklerin bilimsel ortamı olumsuz etkilediğini düşünüyorum.  Özellikle hükümetin bağımsız olması gereken bilimsel kurumları kendisi ile uyarlı hale getirmeye, atamaları tek elden yapmaya çalıştığını görüyorum, bundan da endişe duyuyorum.  Bundan üç-dört sene evvel Türkiye’ye dönme, ya da en azından bir müddet Türkiye’de ders verme yönünde ciddi düşüncelerim vardı.  Ancak artık düşünmüyorum çünkü Türkiye karanlık bir dönem geçiriyor. Cemaat-AKP iktidarına karşı sesini çıkaran kişiler için tehlikeli bir ülke olma yoluna girdi.  Gazeteci ve profesörler yazdıkları yazılar veya verdikleri dersler yüzünden terörle ilişkilendirilebiliyorlar.  Hükümet bu uygulamalara karşı çıkacağına destek veriyor.”