“Metsamor bir işbirliği vesilesi olabilir”

Avrasya Ortaklık Fonu Ülke Direktör Yardımcısı Vazgen Karapetyan, Japonya’daki nükleer felaketten sonra tekrar gündeme gelen Ermenistan’daki Metsamor nükleer santralinin Türkiye Ermenistan ilişkilerinde bir sorun değil işbirliği vesilesi olabileceğini söylüyor.

Japonya’daki Fukuşima nükleer santralinde yaşananlardan sonra dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de nükleer santraller konusundaki hassasiyetler gün yüzüne çıktı. Türkiye’de yapılması planlanan nükleer santrallerle ilgili ciddi düzeyde tartışmalar yaşanırken, Türkiye’nin yakın bölgesindeki nükleer santrallerin durumu da tekrar gündeme geldi. Bu süreçte Türkiye’ye 16 kilometre uzaklıkta bulunan Ermenistan’da yer alan Metsamor nükleer santrali çokça konuşuldu. Metsamor ile ilgili Türkiye kamuoyunda konuşulanlara az çok aşinayız. Ama meselenin bir de karşı tarafı var. Konu Ermenistan tarafında da yakından takip ediliyor. Türkiye’nin nükleer diplomasisine yönelik yaptığım bir haber çalışması için Avrasya Ortaklık Fonu Ülke Direktör Yardımcısı Vazgen Karapetyan ile Metsamor konusunda ufak bir söyleşi yapmıştık. Karapetyan, Metsamor santralinin kapatılması için Türkiye tarafının yaptığı girişimlerden haberdar olduğunu belirtiyor, ancak iki ülke arasında diplomatik ilişkiler olmadıktan sonra ne Türkiye Enerji Bakanı’nın ne de Ermenistan’daki meslektaşının karşı taraftan herhangi bir talepte bulunamayacağını söylüyordu. Bunun yanında Karapetyan, Ermenistan’dan nükleer santralini kapatmasını isteyen Türkiye’nin komşularını memnun etmeyebilecek olan nükleer santral projeleri olmasına da dikkat çekiyordu. Bu konuda Yunanistan’ın tepkilerini işaret eden uzmana göre bu tepkilerin ciddi sonuçlar doğurması mümkün değil. Karapetyan genel olarak meseleyi şöyle yorumladı: “İki ülke arasında diplomatik ilişkiler kuruluncaya kadar Metsamor’u bir tartışma noktası olarak görmüyorum. İki ülke arasında ilişkiler kurulduğu zaman Metsamor ve yakında yapılması planlanan nükleer santraller bir sorun değil işbirliği vesilesi olacaktır.”

 

 

Türkiye-Ermenistan sınırı 2015’ten önce açılabilir

Türkiye-Ermenistan protokollerinin ortaya çıkması iki toplum arasındaki barışı önemseyen unsurlar için ciddi bir umut yaratmıştı. Ama zaman geçtikçe süreç tavsadı, umutlar başka bahara ertelendi. Tüm bu ortam içerisinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kasım ayının sonunda İsviçre Parlamentosu’nda yaptığı ve protokollerle ilgili sürecin devam ettiğini gösteren açıklaması bu konuda tekrar bir kıpırdanma yarattı. Bununla ilgili Deutsche Welle’nin Türkçe Servisi’ne bir haber hazırlamıştım. (İlgili haberin linki: http://www.dw-world.de/dw/article/0,,6291379,00.html) O haber için Ermeni Türkolog Artak Shakaryan ile kısa bir söyleşi yapmış ve önemli kısımlarını ilgili haber metni içinde kullanmıştım. Ama Shakaryan’ın söylediklerinin hepsini kullanamamıştım. İşte Türkolog Shakaryan ile yaptığımız kısa röportajın tam metni.
Sizce Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan protokoller için halen motivasyonunu koruyor mu?
Artak Shakaryan: Şu anda Ermenistan otoriteleri kamuoyundaki hayal kırıklığını onarıp zevahiri kurtarmak için milliyetçi bir söylem edindiler. Eğer bu konuda gelişme yönünde hafif bir adım atılırsa Sarkisyan’ın, dış politikada buna öncelik vererek bu fırsatı değerlendireceğine ve gelecek seçimlere kadar bunu başarabileceğine inanıyorum.
Ermenistan toplumu protokollerle ilgili ne düşünüyor? Protokolleri önemsiyorlar mı?
Ermeni toplumu bu konuda derin bir hayal kırıklığı yaşıyor. Türkler tarafından bu konuda alt edildiklerini düşünüyorlar ve bunun için Ermenistan otoritelerini suçluyorlar. Halen sınırların açılmasını istiyorlar fakat soykırım meselesini ve Dağlık Karabağ sorununu daha çok önemsiyorlar.
Sizce protokolleri engelleyen unsurlar nelerdir?
Azeri faktörü temel engelleyici unsur ama tek değil. Ermeni toplumu bu görüşmelere üçüncü bir tarafın müdahil olmasına hazır değil. Türkiye’nin Dağlık Karabağ meselesini neden bu kadar çok öne sürdüğünü anlayamıyorlar ve Ankara’nın bunu, iki toplum arasındaki ilişkilerin normalleşmesini istemediği için yaptığını düşünüyorlar.
Protokol sürecinin geleceğini nasıl öngörüyorsunuz?
2015 soykırımın 100. yılı ve büyük güçler bu tarihten önce somut olumlu adımlar atacaklardır. Bence, Türkiye ve Ermenistan’da genel seçimlerin bulunmadığı 2013-2014 yıllarında olumlu gelişmeler olacak. Protokollerin ikinci tur görüşmeleri başlayacak ya da kısıtlı bir şekilde sınırlar açılacak.

AKP Ermenistan ile görüşmelere devam ediyor mu?

Türkiye’nin Ermenistan ile protokol imzalamasının ardından esen olumlu hava yerini sessizliğe bırakmıştı. Bu sessizliğe, 2010 yılının sonlarına doğru Abdullah Gül, Ermenistan Cumhurbaşkanı’nı protokoller konusunda cesaretli davranmaya davet ederek son verdi. Gül, Sarkisyan’ı bu yönde motive etmeye çalışırken Türkiye’nin protokollerin hayata geçirilmesi sürecinde eksiklikleri olduğunu da göz ardı ediyor gibiydi. 2011 yılında çekişmeli geçmesi beklenen bir seçim süreci yaşarken çoğu kimse Ermenistan protokolleri konusunda mevcut olan bu eksikliklerin giderilmesini beklemiyor. Zaten protokoller konusunda umutlar Türkiye’de de Ermenistan’da da seçimlerin olmadığı 2012-2013 dönemine ertelenmiş durumda.
AKP kurmayları, seçim yaklaşırken kamuoyu nezdinde bu meseleden uzak dururlarken belli seviyelerde bu sürecin gerektirdiği diyalogları devam ettirmeye çalışıyorlar. Ulusalcı tonu ağır basan yorumlarda “AKP Ermeniler ile görüşmeye devam ediyor” saptaması bir ihanet algısı yaratmaya hizmet ediyor. Ama meseleye soğukkanlı yaklaşanlar da protokol sürecinde AKP’nin Ermenistan tarafı ile görüşmeye devam ettiğini ifade ediyor. Agos Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aris Nalcı, protokoller ile ilgili geçtiğimiz donemde donduruldugu ile ilgili yapılan açıklamaların ardından birçok sivil ve bürokratik kurum ve kişinin Ermenistan’ı ziyaret ettiğini belirtiyor. Aynı şekilde Ermenistan’dan da birçok kişinin Türkiye’ye geldiğini ve temaslarda bulunduğunu anlatan Nalcı AKP’nin Dış İlişkiler Komisyonu görevlilerinin geçtiğimiz aylarda düzenlenen bir panelde de bu yönde açıklamalarda bulunduğunu söylüyor. Bu ifadeler seçim sürecinde kamuoyunda sekteye uğraması beklenen Ermenistan ilişkilerinin belli düzeylerde devam ettiğine ilişkin ipuçları veriyor. Tabii esas açılım seçimlerin gerçekleşmesinden sonra gelecek gibi görünüyor.