Mübarek, Saddam, kirli paralar

İngiliz Yüksek Dolandırıcılık Ofisi’nin Saddam’a yapılan illegal para transferi ile ilgili raporu Orta Doğu’nun despot liderlerinin akıllara zarar servetlerini nasıl elde edindiklerine ilişkin somut veriler sunuyor.
Tahrir Meydanı’nın muzaffer kitlesi Mısır’ı 30 yıldır aralıksız yöneten Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’ten kurtulmanın sevincini yaşıyor. Son dönemde Orta Doğu’nun en etkileyici kalkışmalarından biri olan bu gösterilerin temel sebeplerinden biri ülkede ağırlaşan yoksulluk ve kamu otoritelerinde yaygınlaşan yolsuzluktu. Evet Hüsnü Mübarek görevini bıraktı ama ülkeyi yoksulluğa sürekleyen yolsuzluk zincirinin başındaki isim olarak edindiği servetin hesabını verecek mi? Bazı iddialara göre kendisi 70 milyar dolarlık serveti ile Bill Gates’ten daha zengin. O hesaba başlarken o servetin nasıl edildiğini sormak gerekiyor. Tam da bu dönemde İngilizlerin dolandırıcılık ve sahtekarlıkla ilgili araştırmalar yapan kamu otoritesi Serious Fraud Office’in Orta Doğu’da yıkılmış başka bir despot olan Saddam’a aktarılan rüşvetlerle ilgili kararı çıktı. Mühendislik firması Mabey and Johnson’ın iki eski yöneticisi Saddam’a rüşvet vermekten suçlu bulundu. Daire’nin raporuna göre bu iki isim bu konudaki suçlarını da kabul etmiş oldular. 10 Şubat’ta sonuçlanan davada Mabey & Johnson’ın Genel Müdürü Charles Forsyth ve Satış Direktörü David Mabey’in Saddam’a 13 çelik köprünün inşaatı için 420 bin pound yani yaklaşık 1 milyon TL rüşvet verdiği bildirildi. Davanın açıklanan raporunda köprülerin inşaatının toplam maliyetinin 4.222.643 pound olduğu bildiriliyor. Yani Saddam toplam maliyetin yüzde 10’unu şirket yetkililerinden almış görünüyor. Pakistan’da “yüzde 10” takma adıyla bilinen Asif Ali Zardari’yi de akla getirince bölgedeki despotların batılı şirketlerle bu ölçeklerde illegal komisyonlarla servet edindikleri görülüyor. Hüsnü Mübarek döneminin bu tip sözleşmeleri de önümüzdeki dönemde Tahrir Meydanı’ndaki isyancıların sorgulayacağı temel konulardan biri olabilir.

Pinochet’yi destekleyen bankanın Ekvator Ginesi’ndeki kabahat defteri

Ekvator Ginesi, Atlas Okyanusu kıyısında bir Afrika ülkesi. Ülke, 1979 yılında halen sürmekte olan cunta yönetimi altına girdi. Cuntanın başında o yıldan beri Teodoro Nguema Obiang bulunuyor. Ekonomisinin en önemli girdisini oluşturan petrol kaynakları 2006 yılında ülkeye 3,7 milyar dolarlık bir kazanç sağlamıştı. Fakat Ekvator Ginesi’nin Birleşmiş Milletler İnsani Yaşam Endeksi’ndeki yeri bu gelir düzeyiyle doğru orantılı değil. Örgütün en son yaptığı araştırmaya göre ülke, tüm dünya ülkeleri arasında 117. sırada yer alıyor.
Bu “varlık içinde yokluk çekme halinin” en büyük sebebi, Başkan Obiang’ın ülkenin bu kaynakları üzerinde kurduğu tahakküm. Tamamen illegal olan bu tahakkümünü ülke içinde kurduğu cuntayla koruyan Obiang, teknik olarak kara para olarak adlandırılan portföyünü Riggs Bank aracılığıyla dolaşıma sokuyor.
Bu karanlık durum bir Amerikan Bankası olan Riggs Bank’ın ilk vukuatı değil. Belli ki Amerika’nın derin finansını temsil eden banka Şili darbecisi Pinochet ve ailesinin haksız kazancını da yasal para rezervleri ile değiş tokuş etmişti. Global Witness’ın raporuna göre Riggs Bank’ın Ekvator Ginesi’ndeki somut günahlarının başında 1994-2004 yılları arasında ülke hükümetinin 60 ileri yöneticisine hesaplar açması geliyor. Hiçbir hukuki inceleme yapılmadan kabul edilen hesaplarda 400 ila 700 milyon dolar arasında akıl almaz depozito meblağları yer alıyordu. Yani banka bu yöneticilere bu miktarlarda kredibilite sunuyordu. Bunun yanında banka yetkilileri Başkan Obiang ve yakınlarına da kişisel hesaplar açtı. 2000-2002 yılları arasında bu kişisel hesaplara 13 milyon dolar yatırıldı. Bir Ekvator Ginesi ailesinin ömür boyunca kazanamayacağı meblağları 3 yılda tasarruf edip bankaya yatıran dikta ailesinin harcadıklarını varın siz hesap edin artık. Banka bunların yanında Başkan’ın ve oğlunun vergi cennetlerine para transferi operasyonlarına da yardımcı oldu. Tek seferde 3 milyon dolarlık depozito büyüklüğüne sahip nakit para aktarımını içeriyordu bu operasyonlar ve tartışmasız biçimde büyük kara para aklama işlemleriydi.
Riggs Bank 2004 yılında kara para aklamaları ile ilgili düzenlemelerden ceza alıp kapandığında hesaplarında Ekvator Ginesi ile ilişkili 700 milyon dolar bulunuyordu. Ülkenin tüm nüfusu için temel sağlık harcama gereksiniminin 17 milyon dolar olduğu düşünülürse, bu bankanın günahı daha net bir şekilde anlaşılabilir. Tabii bu ülke özelinde işlenen bu günahta sadece Riggs Bank’ın katkısı yok. Tüm bunlarla birlikte Ekvator Ginesi diktasının haksız yere kazanılan paralarla oluşturulmuş hesapları 2007 yılında 3 milyar doları buluyordu. 2011’de ise bu hesapların 5,4 milyar dolara ulaşacağı hesap ediliyor. Kısacası Afrika’nın neredeyse tamamının sağlık sorunlarına ilaç olabilecek bir büyüklüğe. Ama tatlı karlar peşinde koşan bankaların sağladığı alt yapıyla bu paralar dikta rejiminin kişisel servetlerine akıyor.