“Türkiye için sadece bankacılık yetmez”

“Finansal Krizleri Yanlış Anlamak” kitabı ile son dönemde dikkatleri üzerine çeken Yale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gary Gorton ile Turkishtime dergisi için bir söyleşi gerçekleştirdik. Gorton, “hard core” bir pro-kapital. Global krizi çözmek için önce bankacılık kurtarılmalı diyenlerden. Ancak Türkiye için farklı konuşuyor. 

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2008 yılında yaşadığımız global finansal krizin Türkiye’yi teğet geçtiğini söylemişti. Sizce küresel finansal krizlerin farklı ülkeler için farklı sonuçları var mıdır?

Elbette ki krizlerin farklı ülkeler için farklı etkileri söz konusudur. Ancak bütün pazar ekonomileri, eğer kısa vadeli banka borçları teşhis edilmez ve buna karşı bir koruma gerçekleştirilmezse bu durum karşısında kırılgan bir hale gelir.   

Türk hükümeti, güçlü bankacılık düzenlemeleri ve bankacılık sistemi ile övünüyor. Tek başına güçlü bankacılık sistemi kriz dönemlerinde ayakta kalmak için yeterli olur mu?

Hayır. Pazar ekonomileri sürekli dönüşüm geçirdiği için, bir dönem geçerli olan regülasyonlar ilelebet yeterli olacak anlamına gelmiyor.

 

 

Advertisements

Raghuram Rajan: Sosyal yardımlar toplumdaki eşitsizliğin regüle edilmesi için yapılıyor

Kapitalizmin geleceği üzerine bugünlerde laf söyleyen ekonomist çok. Chicago Üniversitesi Profesörü Raghuram Rajan bu ekonomistlerin başında geliyor. Rajan ile Turkishtime dergisi için konuştuk. Aşağıda yaptığımız küçük alıntıda Profesör Rajan Hindistan’da olduğu gibi Türkiye’de de toplumsal eşitsizliğin üstünü örtmek için sosyal yardımların kullanıldığını söylüyor.

“Fay Hatları” isimli kitabınızda kapitalizmin fay hatlarının görünmez olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Bu fay hatları halen görünmez bir tehdit niteliği taşıyor mu?
ABD’de ekonomik eşitsizlik üzerine yapılan çalışmalar daha görünür hale geldi. Occupy Wall Street hareketi bunun bir örneğini oluşturuyor. Hatta ABD Başkanı Barrack Obama bile bu duruma kampanyalarında vurgu yapıyor. Sağlık harcamaları ile ilgili Üst Mahkemeye intikal eden bir tartışma süreci de var. Cumhuriyetçiler sağlık harcamalarının ufak bir kısmının ödenmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Dolayısıyla kitabımda bahsettiğim fay hatları daha görünür hale geldi. Politikanın bu sorunlara işaret etmesi de önemli bir gösterge. Genel sağlık sigortası bu politikaların bir örneği olarak değerlendirilebilir. Benzer durum gelişmekte olan ekonomiler için de geçerli. Hindistan’daki Kongre Partisi de Türkiye’de iktidarda olan AKP’ye benziyor. Hindistan’da köylere önemli düzeyde kaynak aktarılıyor. Bence bu tip politikalar yükselen eşitsizlik karşısındaki hassasiyeti yansıtıyor. Toplumda oluşan bu durumu regüle etmeye çalışıyorlar.