Suriye meselesinde iki tabu: İslamcılık ve Kürt bölgesi

Çarşamba günü (26 Eylül 2012) CNN’de Amanpour’un konuğu İngiltere Eski Başbakanı Tony Blair’di. Tony Blair, Irak savaşında da iyice ortaya çıktığı gibi Anglosaksonların başını çektiği Batı hegemonyasının önemli sözcülerinden biri. Onun dedikleri bu kampın bakış açısını birebir olmasa da önemli ölçüde yansıtıyor. Blair, Amanpour’a Suriye konusunda Batı’nın müdahale etmekten imtina ettiğini, çünkü Esad sonrası bu ülkede nelerin olabileceğini kestiremediklerini söyledi. Daha sonra da Libya ve Mısır’da ortaya çıkan İslamcı hareketleri birebir anmasa da bu ülkede de Esad’tan sonra böyle oluşumların ortaya çıkacağından şüphe duyduklarını ima etti. Batı’nın İslamcılık tabusu Suriye konusunda ciddi bir atalet yaratıyor. Benzer bir atalet Türkiye’de de söz konusu. Suriye’nin Türkiye gündeminin gerilerine düşmesinin temel nedeni başta ABD olmak üzere batının konuyu askıya alması. Ama Türkiye de tıpkı Blair’in ifade ettiği gibi Esad sonrasından çekiniyor. Türkiye’nin tabusu ise Kürt bölgesi. Esad sonrası Suriye’nin kuzeyinde bir özerk Kürt bölgesinin kurulması korkusu Türkiye’nin Batı ile paralel şekilde Suriye konusunu ertelemesine yol açıyor olabilir.

Dünya Müslümanları birlik mi ki??

Samuel Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” tezi hararetle tartışılırken Deniz Ülke Arıboğan bu tezin geçerli olmadığına ilişkin yorumlar yapıyordu. Kürsüde, o zaman Suudi Arabistan ile yaşadığımız Ecyad Kalesi’nin yıkılması krizinden yola çıkarak, “Eğer Huntington’un dediği gibi medeniyetler tek bir blok olarak birbirleri arasında çatışıyorsa, neden Müslüman olan Suudi Arabistan ile Türkiye kendi arasında bu tip problemler yaşıyor” diyordu.  O tezin o zamandan sakat olduğunu dile getiriyordu. Şimdilerde yine Müslüman dünyasından yola çıkarsak bu tezin iler tutar yanı olmadığı ifade edilebilir. Ancak Türkiye dış politikasında bu demode tezin etkilerini görünce insan şaşırmadan edemiyor. Filistin konusunda Arap dünyasında beklenen dayanışmanın gerçekleşmemesine rağmen, bu meselenin neredeyse şampiyonluğunu yapan Türkiye, halen Arap dünyasının Suudi’ler gibi karanlık aktörlerine mesafe koyamıyor. Bahreyn’e, Yemen’e; Mısır ya da Libya’ya baktığı gibi bakamıyor.